You are currently browsing the daily archive for Temmuz 14th, 2008.
- Evet!
Futbolla ilgisi olmayan insanların yanında hep bir eksiklik hissediyor muyuz? Anneminizi de tuttuğumuz takımın azılı taraftarı yapıyor muyuz? Çocuğum doğuştan fanatik olacak diyoruz, değil mi?
- Evet!
Televizyonu her açışımızda kulübümüzün televizyon kanalına az da olsa bakıyor muyuz? Takımımızın renklerini barındıran t-shirtler, kravatlar, montlar ilgimizi çekiyor mu? ( Kabul ediyorum bu kişisel olacak ama, benzer örneği düşünün ) Fenerbahçe İşkembecisinin önünden geçerken sevmediğiniz halde işkembe çorbası içesiniz geliyor mu?
- Evet!
Kısacası futbolla ve takımımızla ilgili her şeyin delisi oluyoruz… Peki niye? Bize kazandırdıkları ne ki?.. Tabii bu kadar basit düşündüğümüzde anlamsız görünüyor. Ama futbol denen oyun böyle soruları bazen kifayetsiz bırakıyor. 119. dakikada Klasnic’in golüyle yıkılıp, 120+1 de Semih’le eşitliği yakaladığınızda hissedilenler bu soruya en büyük cevap. Futbol kesinlikle çok farklı bir oyun. Diğer tüm sporlardan bazı yönleriyle farklı. Kesinlikle mükemmel bir spor olduğunu iddia etmiyorum, aslında her zaman basketbol ve tenis gibi oyunun her dakikasını iyi oynamanızı gerektiren oyunlara hayranlık duyarım ancak futbolun içerisinde tuhaf bir şey var… Umut hiç yok olmuyor, çünkü gol denen meret 5-10 saniyelik bir sürede gerçekleşebilecek bir olgu. Maç boyu hiç pozisyonunuz olmadan tek pozisyonla golü bulup maçı kazanabiliyorsunuz. Tam tarihini hatırlamadığım Ali Sami Yen stadyumundaki bir Galatasaray -Fenerbahçe maçında maç boyu sürüsüyle gol kaçıran Galatasaray karşısında, Fenerbahçe, 82. dakikada çok uzaklardan kazanılan bir serbest vuruşta Samuel Johnson’ın şutunun Emre Belözoğlu’nun kalçasına çarpması sonucu gol olmasıyla maçı kazanıyordu. Böyle durumlarda spikerlerin ağzından hep aynı söz dökülür: Futbolun cilvesi…
Hepimizin gözlerinden çok defa sevinç veya hüzün gözyaşları döküldü, hep tek taraflı gözükse de çok şey paylaştık tuttuğumuz takımlarla. Çok sevindirdiler, çok üzdüler… Küfrettik, helal olsun sizlere dedik, kahrettik, sevindik, her şeyi yaşadık. Boğazları yırtıp tribünleri inlettik. Hiç vazgeçmedik, hiç vazgeçmeyeceğiz.
Ne mutlu futbolu seviyorum diyene!

